Cansu Özdenak ve Cahit Berkay ile Kelebeklerin Uyuduğu Yerdeyim
Akademisyen, oyuncu, yapımcı ve müzisyen Cansu Özdenak ile çekimleri tamamlanan üçlemenin son uzun metraj filmi ile ilgili bir söyleşi gerçekleştirdik. Üçlemenin final filminin müziğine hayat veren büyük usta Cahit Berkay da bu söyleşide bize eşlik etti. Sinema ve müzik dolu bu söyleşiyi yaparken adeta büyülendik. Çünkü bedenlerimizle Alkent’te, ruhumuz ve zihnimizle kelebeklerin uyuduğu yerdeydik!
22/08/2024 11:09 | Son Güncelleme : 08/12/2025 03:54 | Okunma Sayısı : 801 | Haber Merkezi
Üçleme film geleneği, hem dünya hem de Türk sinemasında özel bir yere sahiptir. Son dönem bağımsız Türk sinemasının önemli isimlerinden Ceyhan Kandemir; ‘Karla’, ‘Ruhun Lekesi’ ve ‘Kelebeklerin Uyuduğu Yerdeyim’ üçlemesiyle bu geleneği devam ettiren yönetmenlerden biri. Üçlemenin final filmi ‘Kelebeklerin Uyuduğu Yerdeyim’in ana karakterlerinden birine hayat veren Cansu Özdenak ile bu sanatsal yolculuğu ve duygusal deneyimlerini konuştuk. Filmin müziğini besteleyen kişi ise Büyük Üstat Cahit Berkay’dı. Cansu Özdenak’ın şiirine notalarla, müthiş melodiler ve armonilerle yeniden hayat veren Cahit Berkay da bu keyifli söyleşide bizlere eşlik etti. İşte merkezine üçlemenin final filmi ‘Kelebeklerin Uyuduğu Yerdeyim’i aldığımız sanat dolu bir söyleşi… Keyifli okumalar!
CANSU HANIM ÖNCELİKLE, SİZDEN ‘KARLA’DAN ‘KELEBEKLERİN UYUDUĞU YERDEYİM’E KADAR UZANAN ÜÇLEMENİN BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ VE ORTAK HİKÂYESİNİ DİNLEYEBİLİR MİYİZ?
Karla’da, bir sonraki oyununu yazmakta zorlanan bir kukla ustası ve kızıyla hem bir baba hem de bir usta olarak ilişkisine konuk olduk. İkinci filmimiz ‘Ruhun Lekesi’nde bir zamanların ünlü gitaristi Taylan’ın dijitalleşme ile yaşadığı problemleri ve onun duygusal ilişkisine tanıklık ettik. İlk filmde Karla, mutluluğun anlamını arayan küçük bir kız olarak karşımıza çıktı. Ruhun Lekesi’nde ise hikâyeyi anlatan kişiydi. Üçlemenin son filminde ise Karla, kendi hayat hikâyesini kurgulayan, ‘ben kimim’ sorusuna cevap arayan kişi konumunda. Aslında her üç film de farklı karakterler üzerinden, belirsizlik çağında modern insanın yaşam, mutluluk, aşk serüvenini ve yalnızlığını anlatıyor, diyebiliriz.
"Filmin görüntü yönetmenliğini Ahmet Serdar Taşyürek, kurgusunu Yusuf Tekke, uygulayıcı yapımcılığını Mehmet Şimşek yaptı. Sanat yönetmenimiz ise Ayşe Burcu Kaya oldu. Her biri mükemmel bir iş çıkardı."
OYUNCU KADROSU OLARAK ÜÇLEMENİN EN KAPSAMLI FİLMİNİN ‘KELEBEKLERİN UYUDUĞU YERDEYİM’ OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ. BU KONUDA NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?
Evet, üçlemenin en fazla oyuncu ve mekâna ev sahipliği yapan filmi ‘Kelebeklerin Uyuduğu Yerdeyim’ oldu. Teknik ekibimiz, yönetmenimiz ve tüm oyuncular çok iyi performanslar sergilediler. Karla da performansıyla, beni olumlu anlamda şaşırtan isimler arasında yer aldı. Filmdeki ‘Ali Kadri’ karakteri ise Nusret ile bağlantılı… Nusretbey Eğitim Kültür Doğa Tarih ve Dayanışma Vakfı’nın kurucusu Nusret Avcı, bize Gökçeada’daki 21 günlük çekim sürecimizde büyük destek oldu. Nusret Bey ile birlikte, Çanakkale Valiliği, Gökçeada Kaymakamlığı, Gökçeada Belediyesi ve bize destek olan herkese bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum.
FİLM AYNI ZAMANDA BİR ADA HİKÂYESİ. BU ANLAMDA GÖKÇEADA’DA FİLM ÇEKMEK NASIL BİR DENEYİMDİ?
Gökçeada, 21 günlük mükemmel bir setti. Gece gündüz demeden ekip olarak oldukça yoğun bir biçimde çalıştık. Yapımcı olarak baktığımda tüm zorluklara rağmen Gökçeada’da olmak harika bir duyguydu. Oyuncu gözüyle baktığımda ise performans gerektiren sahnelerim vardı. Köyler[1]de yaptığımız çekimler ve çok özel bulduğum sahneler işin zorlayıcı ama bir o kadar da keyifli kısmıydı. Gece çekimlerimizde, ortaya büyüleyici sahneler çıktı.
ÜÇLEMENİN EVRİMİ YA DA YOLCULUĞU HAKKINDA NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ? FİNAL FİLMİ ‘KELEBEKLERİN UYUDUĞU YERDEYİM’ İLK İKİ FİLMDEN HANGİ NOKTALARDA AYRILIYOR?
Üçlemeye evrimsel bir bakış açısıyla yaklaşacak olursak, ‘Kelebeklerin Uyuduğu Yerdeyim’ ilk iki filme göre daha sıcak bir yerde diyebilirim. ‘Karla’ ve ‘Ruhun Lekesi’ daha kasvetli bir yapıdaydı. Aslında ilk iki filmde bu kasvet duygusunu vermeyi bilinçli olarak istedik. Üçlemenin final filminde benim hayat verdiğim karakter için, belirsiz ya da bulunduğu yere bağlanmayı pek de kabullenemeyen ‘köksüz’ bir figür. Ancak buradaki ‘köksüzlük’ vurgusu, canlandırdığım karakterin özgürlüğünün de temel dayanağı. Oynadığım karakterin köksüzlük tercihi, onun seçimi ve gerçekten de bu durum ona aynı zamanda bir özgürlük sağlıyor.
ÜÇLEMENİN SENARYO YAPISINDA FİLMLERİN ÖZELLİKLERİNE GÖRE DEĞİŞİKLİKLER OLDU MU? MESELA ‘KELEBEKLERİN UYUDUĞU YERDEYİM’DEKİ KURMACA, GÖKÇEADA’YA GÖRE ŞEKİLLENDİ Mİ?
Bu soruya biraz da yapımcı gözüyle cevap vereceğim. Üçlemenin senaryolarının tamamında Nefiseh Laleh ile birlikte çalıştık. Süreç boyunca sürekli toplantılar ve fikir alışverişinde bulunduk. Biz üçlemenin diğer filmleri de dahil olmak üzere zamansız, bundan yıllar sonra da seyircinin izleyebileceği bir iş çıkartmak için çaba sarf ettik ve bunu başardığımızı düşünüyorum. Sonuçta bağımsız bir iş serisi çektik ve bu tarz işlerde senaryoların da yaşadığını düşünüyorum. Bu nedenle senaryoların üçleme örgüsü sürekli olarak eklemelerle beslendi. Her bir film ayrı senaryolar olarak düşünüldüğünde de tıpkı büyüttüğünüz bir çocuk gibi sürekli gelişti. Yani statik değil sürekli üzerine koyduğumuz aktif bir işi hayata geçirdik.
“NEFİSEH LALEH PROJEYE AYRI BİR DEĞER KATTI”
Üçlemenin her filminde Nefiseh Laleh gibi başarılı bir senaristle çalışmak hem işin başarısı hem de çekim ekibi için çok büyük bir avantajdı. Biraz önce de söyledim, dinamik bir senaryo dizisi vardı ve bu senaryoyu adeta bir çocuk gibi büyüttük, eğittik. Bu çocuğun doğru bir şekilde büyümesinde kuşkusuz en büyük katkı Nefiseh Laleh’teydi. Bu da bizim için büyük bir avantajdı.
BU SORU BÜYÜK USTA CAHİT BERKAY’A… UZUN BİR ARADAN SONRA İLK KEZ BİR FİLM MÜZİĞİNDE İMZANIZ VAR. AYRICA VOKAL OLARAK DA SİZİ DİNLİYORUZ. BU PROJEDE YER ALMA HİKÂYENİZİ ANLATIR MISINIZ?
Cansu bana yazdığı bir şiirini paylaştığında çok etkilendim. ‘Kelebeklerin Uyuduğu Yerdeyim’ şiirin başlığıydı ve beni direkt kendine çekti. Bu sözleri bestelemek istediğimi söyledim. Cansu’nun alternatif müzik anlayışı, underground tarzı da benim bu projede yer almamdaki önemli etkenler arasındaydı. Şiir serbest ölçüde yazılmıştı ama kendi içinde bir ahengi vardı. Bu kez, yaptığım önceki film müziklerinden farklı olarak, Cansu ile düet yapıyoruz. Bu benim için de bir ilk.
Filmin müziklerini Büyük Usta Cahit Berkay yaptı.
CAHİT HOCAM PEKİ SİNEMA PROJELERİNDEN NEDEN BU KADAR UZAK KALDINIZ?
Yaklaşık 10 yıldan fazla bir zamandır, film müziği yapmıyordum. Geçtiğimiz sene bir sinema filmi için bir çalışma besteledim. Ancak sektörde ‘yeni jenerasyon’ olarak ifade edebileceğim bir kişi ile fikirlerimiz uyuşmadı. Bu nedenle o projeden çekildim. Yapımcıların ve yönetmenlerin ekonomik bir tacize uğradıklarını düşünüyorum. Bir filmin TV ya da başka bir mecradaki yayın hakkını alan şirketlerin temsilcileri, her konuya müdahale edebileceklerini düşünüyorlar. Ayrıldığım projede filmin tüm sahnelerinin müziklerini tamamlamama rağmen genç bir arkadaş, “Bu müziklere ‘scoring’ yapmak gerekiyor” deyince projeden çekildim. Melodiyi filme yaymış, filmin tansiyonuna göre gerekli düzenlemeleri, aranjmanı yapmıştım. Scoring yapmak lazım, dediler. Ben de “Buyurun yapın” dedim ve işi bıraktım.
CAHİT HOCAM, BU FİLMDE ORTAYA ÇIKAN MÜZİKAL İŞ İÇİN DÜŞÜNCELERİNİZ NELER?
Biraz evvel de söylediğim gibi Cansu’nun yazdığı sözler beni çok etkiledi. Müzikal anlamda büyük bir sığlığın yaşandığı bir ekosistemde bu sözlere rastlamak gerçekten önemliydi. Cansu ile birlikte herkesin dinleyebileceği, aynı filmin ruhuna da uyan zamansız bir iş çıkardığımızı düşünüyorum. Bu şarkının hem filmi izleyenler hem de müziği dinleyenlerde farklı duygular uyandıracağını düşünüyorum. Müziğin dışında, filmin bir kısmında seyirciye bir sürprizimiz de olabilir! Özgürce çalıştığımız ve duygularımızı olduğu gibi işleyebildiğimiz profesyonel bir çalışmaydı. Sanatsal anlamda benim adıma da doyurucu bir işte yer aldığıma eminim.
CANSU HANIM TEKRAR SİZE DÖNELİM… FİLMİN YAPIMCISI, OYUNCUSU VE MÜZİĞİNİ SESLENDİREN KİŞİSİNİZ. AYNI ZAMANDA KARLA’NIN DA ANNESİSİNİZ. ÜÇLEMENİN TAMAMINI ELE ALDIĞINIZDA KARLA HAKKINDAYİ YORUMLARINIZ NELER OLUR?
Bu soruya tamamen profesyonel dinamiklerle cevap vereceğim. Sinema, Karla’nın büyük ilgi duyduğu bir alan işin mutfağını her yönüyle görmesini, yaşamasını değerli buluyorum. Ben de sinema televizyon okuyan ve bu alanda akademik kariyer yapan biri olarak bazı noktalarda onu yönlendirebiliyorum. İlk filmde belki sinemanın özünü kavrayabilecek bir yaşta değildi. İkinci filmde ise bir anlatıcı durumundaydı. ‘Kelebeklerin Uyuduğu Yerdeyim’, Karla’nın bu işi özümsemesi, zorluklarını ve güzelliklerini keşfetmesi için çok önemliydi. Karla’dan bir anne olarak değil ama yapımcı olarak performans beklentim büyüktü ve o da bu beklentimi boşa çıkarmadı. Bazen 10 saniyelik bir sahnenin ya da bir birkaç dakikalık sekansın kaç saatte çekildiğini görmesi adına ‘Kelebeklerin Uyuduğu Yerdeyim’ Karla için önemli bir kilometre taşı oldu, diyebilirim.
Cansu Özdenak, filmin yönetmeni Ceyhan Kandemir ve diğer yapımcı Özkan Binol ile...
OYUNCU KADROSU HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİNİZ NELER?
Performanslarıyla kendini kanıtlamış isimlerle aynı seti paylaşmak müthiş bir duyguydu. Yeliz Gerçek, Kubilay Karslıoğlu, Emre Kızılırmak, Nuri Karadeniz, Aslıhan Kandemir, İrem Kahyaoğlu, Celalettin Demirel, Memet Şimşek, Mete Yasin Demirok ve Mert Kartal gibi isimlerle çalışmak her anlamda avantaj sağladı. Gece gündüz demeden her biri iş disiplinleriyle ve yüksek özverileriyle müthiş bir performans sergilediler. Her biri ayrı ayrı teşekkürü hak ediyor.
CANSU HANIM SON OLARAK EKONOMİK OLARAK ÇOK KIRILGAN BİR SÜRECİ YAŞADIĞIMIZ DÖNEMDE FİLM ÇEKEBİLMENİN ZORLUKLARI HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİNİZİ ÖĞRENEBİLİR MİYİZ?
Çok büyük yapımcılar için bile bu dönemde bir sinema projesine hayat vermek oldukça zor. Üçlemenin ilk filmi ‘Karla’ pandemi dönemine denk gelmişti. Aslında üçlemeyi bitirmek adına oldukça zorlu bir süreç yaşadık. Buna rağmen ortak yapımcımız Özkan Binol, Nusret Avcı, Çanakkale Valiliği, Gökçeada Kaymakamlığı, Gökçeada Belediyesi ve çekim ekibimizdeki herkes, ortaya oldukça büyük bir özveri koydular. LOG Yapım teknik olarak hem çekim hem de kurgu sürecinde oldukça başarılı bir iş çıkardı. Oyuncu kadrosundan teknik ekibe kadar hepsine teşekkürlerimi sunuyorum. Sonuç olarak her zaman diliminde izlenebilecek başarılı bir iş çıkarttığımızı düşünüyorum.
Bunlar da ilginizi çekebilir
Bonafide markasıyla doğaya destek oluyor
15 yaşındaki 10’uncu sınıf öğrencisi Natalie Akdemir, dünyada nesli tükenen koala ve pandaların yanı sıra insanların çok daha sürdürülebilir bir geleceğe sahip olması sürecine yön veren arıları koruyabilmek için Bonafide markasını yarattı.
4 yıl önceTepekentli Kadınlar İçin Sirtaki Keyfi Başlıyor!
Her yaş grubuna göre birbirinden farklı etkinlikler organize eden Tepekent Toplu Yapı Yönetimi, sitenin hanım sakinlerine yönelik etkinliklerine bir yenisini daha ekliyor.
1 yıl önceSorunun merkezinde yine biz varız
Alkent2000 sakini Ebru Bostancı ile sokak hayvanları sorunu üzerine konuştuk.
1 yıl önce


