Sorunun merkezinde yine biz varız
Alkent2000 sakini Ebru Bostancı ile sokak hayvanları sorunu üzerine konuştuk.
19/08/2024 13:28 | Son Güncelleme : 08/12/2025 04:23 | Okunma Sayısı : 472 | Haber Merkezi
Sokak hayvanları, özellikle de sayıları sürekli artan başıboş köpekler ülke gündemini meşgul etmeyi sürdürüyor. Siyasi iradenin bu konuya yönelik kanun teklifi üzerindeki rötuşları devam ederken, bu sayımızda hayatını sokak hayvanlarına adamış, Alkent2000 sakini Ebru Bostancı ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Çözüm önerileri arasında yer alan ‘köpeklerin uyutulması’ uygulamasından kısırlaştırmaya, çipleme yönteminden sahiplendirme çalışmalarına kadar farklı konular hakkında Ebru Hanım’ın görüşlerini dinledik.
Evet! Sokak hayvanlarının sürekli artan popülasyonları ile bir sorun olduğu gerçeği Ebru Bostancı'nın açıklamalarında da ortaya çıktı. Ancak bu sorunun üretim odağında, her zaman olduğu gibi yine biz insanların olduğu da bir kez daha gözler önüne serildi. Hadi gelin, son günlerde Türkiye gündeminde bir hayli önemli yer tutan sokak hayvanları konusuna bir de Ebru Hanım’ın perspektifinden ışık tutalım. Keyifli okumalar…

EBRU HANIM SÖYLEŞİMİZE İLK OLARAK SİZİ TANIYARAK BAŞLAYALIM
1969 yılında İstanbul'da doğdum. Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı bölümünü tamamladıktan sonra bir bankada göreve başladım. O dönemlerde bankalarda bilgisayar kullanabilen kişiler yok denecek kadar azdı. Daha sonra ülkemizin önde gelen ulusal kanallarından Show TV serüvenim başladı. Ülkemizde profesyonel anlamda medya eğitiminin olmadığı bir zaman dilimiydi. Seçilen özel ekibin bir parçası olarak medyada ölçümleme üzerine çalışmaya başladım. Sonrasında Kanal D’de çalıştım. Türkiye’de 1980’li yılların sonunda hayatlara giren özel televizyonculuk, bir anlamda, ‘benimle başladı’ diyebilirim. Sonrasında bazı özel gıda şirketlerinde medya ve pazarlama alanlarında farklı görevler aldıktan sonra profesyonel kariyerimi noktaladım ve şu anda emekliyim.
PEKİ İÇİNİZDEKİ HAYVAN SEVGİSİ NEREDEN GELİYOR?
Hayvanlara karşı olan sevgi ve duyarlılık çocukluğumdan beri var. Çocukluk yıllarımdan bu yana Tekirdağ’da bir çiftlik evimiz var. Bu evin bahçesinde kedilerimiz ve köpeklerimiz olurdu. Ancak emekli olup da iş hayatının yoğun temposundan uzaklaştığımda sokak hayvanlarıyla daha fazla ilgilenmeye başladım. Pandemi döneminde ise Tarım ve Orman Bakanlığı’nın açtığı, ‘Hayvan Koruma Görevlisi Programı’na katılmaya karar verdim. Bu program dahilinde sokak hayvanlarına yönelik özel bir eğitim de aldım.
SİZCE, TÜRKİYE SOKAK HAYVANLARI KONUSUNDA NEDEN GERİ KALMIŞ VAZİYETTE?
Öncelikle, bu konuda görev yapan özel ve tüzel kişilerin tüm süreçlerde çok önemli bir yeri olduğunu hatırlamamız gerekiyor. Örneğin belediyelerin veterinerlikleri… Özellikle kırsalda verilen veterinerlik hizmetlerinin çok yetersiz olduğunu net bir şekilde görüyoruz. Köylerde, genellikle insanlar tarafından çiftleştirilen kangal ve çoban köpeklerinin yavruları, torbalara doldurulup şehir merkezlerine bırakılıyor. Bu nedenle belediyelerin ilk adımı metropollerde değil kırsal kesimde atması gerektiği kanısındayım. Her ne kadar münferit olaylar yaşansa da sokak hayvanları probleminin İstanbul'da büyük ölçüde kontrol altında olduğunu düşünüyorum. Büyükşehirlerin dışında kalan bölgelerde ise bu sorunun çözülmesi en azından şu an itibarıyla zor görünüyor. Hiçbir köylünün köpeği kısırlaştırılmıyor. Çünkü oralardaki veterinerler yeterli değil. Zaman zaman köylünün kendi köpeğini besleyemediğine şahit olabiliyoruz. Hatta kendi köpeğinden çekinen sahipler bile var. Kırsal da köpekler genellikle koruma amacıyla yetiştirildikleri için oldukça vahşi olabiliyorlar.
“ÇİP UYGULAMASI BİR DEFAYA MAHSUS ÜCRETSİZ OLMALI”
Şu anda sokak hayvanlarını kontrol altına almak için üzerlerine takılan çipin fiyatı 180 TL. Köyde yaşayan vatandaşlarımızın bu ücreti ödemesi zor görünüyor. En azından bir kereye mahsus bu işlem tüm Türkiye genelinde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ücretsiz olarak gerçekleştirilebilir. Sokak hayvanlarının tamamının kesinlikle kısırlaştırılması gerekiyor. Ancak kırsala bırakılan köpekler o kadar vahşi ki, veterinerler ve görevliler onları yakalayamıyorlar. Biraz önce de söylediğim gibi, kendi köpeğine yaklaşamayanlar var.
PEKİ SOKAK HAYVANLARININ UYUTULMASI İLE İLGİLİ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
Sokak hayvanlarını uyutmak çözüm değil. Zaten uyutmak dedikleri şey, o hayvanların kanına çamaşır suyu zerk ederek, can çekişe çekişe, titreyerek ölmelerini sağlamak. Maalesef bazı belediyeler şehir merkezlerindeki köpekleri toplayarak Çatalca’nın ormanlık alanlarına ya da Büyükçekmece’nin göl çevresine bırakıyorlar. Bu hayvanların popülasyonu kısırlaştırılmadıkları için sürekli artıyor. Yine hayvan sahiplenen kişiler ki üç ay sonra hayvanlarını bu bölgelere bırakıyor. Koca koca kurt köpekleri, kangallar… Her cins köpeği sokağa atıyorlar.
BU SORUNUN ANA KAYNAĞI HAKKINDAKİ FİKİRLERİNİZ NELER?
Aslında sokak hayvanları sorununun nedeni insanlar. Bazen çocukları mutlu olsun diye veya onlara sorumluluk aşılamak için alınan hayvanlar kısa süre sonra sokaklara bırakılıyor. Sorumluluk aşılamak böyle olmaz! İnsanlar kediyi, köpeği çoğu zaman kendileri ya da çocukları için kısa bir heves olarak görüyorlar. İşin özüne indiğimizde insanların bu konuda iyi bir eğitim almasının gerekliliği kaçınılmaz.
BÜYÜKÇEKMECE BELEDİYESİ’NİN SOKAK HAYVANLARINA YÖNELİK ÇALIŞMALARINI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?
Kısırlaştırma çalışmaları aynı kırsal bölgelerde olduğu gibi İstanbul’un merkez noktaları için de yeterli değil. Fakat özellikle Büyükçekmece Belediyesi’nin her konuda büyük destek verdiğini görüyorum. Belediyenin veterinerlik ekipleri çok özverili çalışıyor. Ne zaman hangi hayvanı götürsem ya da hangi hayvanı alıp kısırlaştırmalarını istesem son derece yardımcı oldular. Umarım İstanbul’daki diğer belediyeler de böyledir.
UYUTMAK BİR ÇÖZÜM DEĞİL DEDİNİZ. KONU HAKKINDA SİZİN ÖNERİLERİNİZ NELER?
Bu soruya Alkent2000 özelinde cevap vereyim. Sokakta yaşayan hayvanları kontrollü ve doğru bir şekilde beslemek gerekiyor. Bölgemizde bulunan köpeklerin tamamını hayvanseverler olarak düzenli bir şekilde aşılatıyoruz. Tabii ki kısırlaştırmak ve çiplemek de çok önemli. Belediyemizden destek alıyoruz ancak, hayvanları aşılatma ve kısırlaştırma işlemlerini hayvansever arkadaşlarımızla yaptığımız iş bölümü ile gerçekleştiriyoruz. Çok fazla dile getirmesek de bu oldukça maliyetli bir iş. İnsanlarımızın, hayvan beslemenin ucuz ve zahmetsiz bir eylem olmadığını anlaması gerekiyor. Bu dilsiz dostlarımızı geçici bir heves uğruna ziyan etmemeleri gerektiğinin bilincinde olmaları gerekiyor.
“SAHİPLENDİRME ÇALIŞMALARI ÇOK ÖNEMLİ”
Hayvanları sahiplendirme de çözümün önemli bir parçası olabilir. Türkiye’de ev hayvanı ve sokak hayvanı popülasyonu oldukça yüksek, ancak yurt dışında neredeyse hiç yok. Bu konuda faaliyet gösteren uluslararası dernekler aracılığıyla, bizdeki hayvanların yurt dışında sahiplenmesi sağlanabiliyor. Bize yakın sitelerden birinde ‘border collie’ cinsi köpeğin, sahiplerinin bakamaması nedeniyle zincire bağlı şekilde güneşin altında bırakıldığını gördüm. Zavallının gözleri iltihap toplamıştı. Site yönetimiyle iletişime geçerek isminin ‘Çakıl’ olduğunu öğrendiğim bu hayvanı veterinere götürdüm. 10-15 gün sonra yerine geri götüreceğimi söylediğimde, ‘Sizde kalabilir’ dediler. Sonrasında Çakıl’ı bir pansiyona bıraktık. Kısırlaştırdım ve tüm tedavilerini üstlendik. Köpek pansiyonları da çok ucuz değildir. Sonrasında hayvansever dostlarımızın da desteğiyle Çakıl’ı yurt dışında sahiplendirdik. Çakıl şu anda Berlin’de yaşıyor. Yeni hayatından çok memnun… Bu arada Berlin’deki yeni ismi de Chucky…
“CİNS TÜRLER BİR MODA YA DA TREND DEĞİLDİLDİR”
Cins köpekler, kediler asla bir trende kurban edilmemeli. Bir arada ülkemizde sokaklar, sahipleri tarafından terkedilen ‘golden retriever’ cinsi köpeklerle dolmuştu. Bu köpeklerin de bir kısmı ağırlıklı olarak ABD’de sahiplendirildi.
“AŞILAMA VE KISIRLAŞTIRMA ÇALIŞMALARI ARALIKSIZ DEVAM ETMELİ”
Bu sorunu çözerken hayvanlardan korkan, fobisi olan kişileri de asla göz ardı edemeyiz. Özellikle besleme yapılan alanlar noktasında hayvanseverler de hassasisyet göstermeli ve aşılama, kısırlaştırma işlemleri aralıksız devam etmeli. Ancak önceden de altını çizdiğimiz gibi sorunun ana nedeni insanlar. Bu söyleşide, probleme bakış perspektifimiz her ne kadar Alkent2000 ve çevresi de olsa sorun genel. Önce insanımızı eğitmeliyiz. Sadece sokak hayvanları noktasında değil… Sonuçta tasmasız gezdirilen, sahipleri tarafından alelade bir şekilde sokaklara dışkılatılan köpekler de toplumsal açıdan sorun yaratabiliyor. Evet, sorunu çözmek için kısırlaştırma, aşılama ve çipleme çok önemli ancak, klişeleşmiş o laf burada da geçerli gibi görünüyor. Eğitim şart…!
Bunlar da ilginizi çekebilir
Bonafide markasıyla doğaya destek oluyor
15 yaşındaki 10’uncu sınıf öğrencisi Natalie Akdemir, dünyada nesli tükenen koala ve pandaların yanı sıra insanların çok daha sürdürülebilir bir geleceğe sahip olması sürecine yön veren arıları koruyabilmek için Bonafide markasını yarattı.
4 yıl önceTepekentli Kadınlar İçin Sirtaki Keyfi Başlıyor!
Her yaş grubuna göre birbirinden farklı etkinlikler organize eden Tepekent Toplu Yapı Yönetimi, sitenin hanım sakinlerine yönelik etkinliklerine bir yenisini daha ekliyor.
1 yıl önceSorunun merkezinde yine biz varız
Alkent2000 sakini Ebru Bostancı ile sokak hayvanları sorunu üzerine konuştuk.
1 yıl önce


