Arama

Türk sanayisinin güven abidesi Alkent’in Babası: İbrahim Nalbant

Çocuk yaşlarda adım attığı iş dünyasında, ismini güven kavramıyla eş anlamlı hale getirdi. Yaşadığı onca zorluğa rağmen denemekten asla vazgeçmedi. Saygın ve sevilen kişiliğiyle komşularının ‘Alkent’in Babası’ diye hitap ettiği İbrahim Nalbant’ın evine konuk olduk. Onun yaşam hikayesinde başarının şifrelerini bulduk.

06/10/2022 15:40 | Son Güncelleme : 12/07/2024 20:55 | Okunma Sayısı : 17 | Haber Merkezi


Türk sanayisinin güven abidesi Alkent’in Babası: İbrahim Nalbant

Bu kez, insanı başarıya götüren yolun asla vazgeçmemek ve yılmadan çalışmak olduğunu kanıtlayan bir ismin evine konuk olduk. Türk sanayisine değer katan, profesyonel dünyada, adı ‘güven’ kavramı ile birlikte anılan bir iş insanı ile tanışma fırsatı yakaladık. Azmin ve disiplinin, kişiyi hedeflerine ulaştırdığını gözler önüne seren, 70’e yakın ülkeye ihracat yapan Nurteks Halı Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin sahibi İbrahim Nalbant ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. İşte komşularının ‘Alkent’in Babası’ diye hitap ettiği İbrahim Nalbant’ın bilinmeyen yönleri ve müthiş başarı hikayesi.

İBRAHİM BEY HAYATA GÖZLERİNİZİ NASIL BİR AİLEDE AÇTINIZ? AYRICA SİZİ İSTANBUL’A GETİREN FAKTÖRLER NELERDİ

Malatya’da dünyaya geldim. Annem ev hanımı babam ise nalbantlık yapıyordu. Nalbant soyadımız da oradan gelir. 6 kardeşin en küçüğüyüm. Annem ve babam 1910 doğumlular. Ben ise 1950 yılında dünyaya gelmişim. Ticaretin ‘t’sini bilmezdim, ancak kendimi bir piyasanın içerisinde buldum. 1958 senesinde abilerim İstanbul’a gelmişler. Anne ve babam ise Malatya’da kalmış. Ortaokul eğitimimi tamamladıktan sonra, ben de abilerimin yanına gitmek istedim. Babam ise kendi mesleği olan nalbantlığı sürdürmemi tercih ediyordu. Babama, nalbantlığı sevmediğimi, onun mesleğini sürdürmek istemediğimi söyledim. O da bu isteğime karşı çıkmadı. Sonrasında 1963 senesinde İstanbul’a abilerimin yanına geldim ve ilk önce onların yanında işçi olarak çalışma hayatına atıldım.

 

ibrahim-nalbant-alkent2000 (1)-i668bdf2c48c7a.png

“Yurt dışında araştırma yapmayı çok seviyorum. Özellikle ev tekstiline yönelik gezilerim oluyor. Çim halı gibi yeni ürünleri sürekli mercek altına alıyorum. Örneği fazla olmayan bir ürünün ticaretini yapmak, inanın çok büyük keyif veriyor.”

O YILLARDA TİCARETİN MERKEZİ OLARAK GÖRÜLEN SULTANHAMAM’DA KENDİ AYAKLARINIZ ÜZERİNDE DURMAK, KENDİ İŞİNİZİ AÇMAK FİKRİ NASIL GELİŞTİ?

İstanbul’a geldikten sonra yaklaşık yedi yıl kadar abilerimin yanında çalıştım ve ardından askere gittim. 1971’de askerden döndüm ve 1972’de de abimin Çorapçı Han’daki depo benzeri küçük bir yerinde neredeyse sıfır sermaye ile 20 metrekare bir dükkân tutarak kendi işime başladım. O zamanlar bu parayla bir otomobil dahi alamıyordunuz. Babam evi satmıştı ve sağ olsun güvenerek bana bu parayı vermişti. Tabi abilerimin de bana güvenmesi oldukça değerliydi. Etamin kumaş işlerine başladım.

“NEFSİME AĞIR GELEN ASLINDA HAKKIMDA HAYIRLISIYMIŞ”

Çorapçı Han’da, 1972 senesinde küçük dükkânı tuttuktan sonra, Gürün Han’ın bitişiğindeki Diri Han’dan 80 metrekare bir dükkân tuttum. 80 bin lira hava parası vermiştim. Diri Han’da 1974’de dükkânı açtım, ancak 1976 senesinin yılbaşında Gürün Han ve Diri Han çıkan yangında neredeyse kül oldu. Borçlarım vardı ve mallarım da yandı. Kalan malzemelerimi de Diri Han’ın en üst katına koydum. O dönemlerde Sultanhamam’da küçük bir esnafım. Denizli Basma Sanayii’nin sahibi Esat Sivri bunu görünce, “İbrahim, biliyorum dükkânın ve malların yandı. Sana 3-4 sene vade yapayım borçlarını öyle öde” dedi. Ben ise kendisinden vade istemedim, sadece malzemelerimi, ürünlerimi bekletmeden işleyerek bir an önce bana vermesini rica ettim. Allah rahmet eylesin, Esat Sivri saygın bir kişiydi. Benim mallarım onlara ulaştığı gün ürünlerimi ilk sıraya koydu. Bu gelişmenin ardından Sultanhamam piyasasında önüm açıldı. Diri Han’ın yanmasına çok üzülmüştüm ama üç ay sonra anladım ki, nefsime ağır gelen aslında hakkımda hayırlısıymış.

“Halı sahayı Türkiye’ye ben getirdim. Modern ve sağlıklı ürünlerle sadece iş dünyasına değil, Türk sporuna da büyük katkı sağladığımı düşünüyorum. Şu anda üretimimizin yüzde 80’nini ihraç ediyoruz.”

“FATURASIZ İŞİM OLMADI”

Çocuk yaşlarında iş hayatına atılan İbrahim Nalbant, Nurteks’in hiçbir noktasında çocuk işçi çalıştırmadıklarını, yabancı ya da sigortasız elemanlarının olmadığını açıkladı. Nalbant, dürüst bir ekibe sahip olduğunun altını çizerken, “Belgesi olmayan, faturası kesilmeyen hiçbir işim yok” diye konuştu.

PEKİ NURTEKS’İN DÜNYANIN SAYILI VE İTİBARLI FİRMALARINDAN BİRİNE DÖNÜŞMESİ NASIL OLDU?

Avrupa’ya gittim ve oradaki fabrikalarla işlerim açıldı. Frankfurt’ta orta ölçekli bir fuarı geziyordum. Çim halıyı gördüm ve işin bana göre olduğunu düşündüm. Türkiye’de bunu yapabilecek yerleri araştırdım ve 40 bin metrekare çim halıyı üç gün gibi bir sürede dokutturdum. Ancak bilinmeyen bir üründü ve üç-dört sene elimde kaldı. Halı sahalar moda olunca işim patladı. İlk Dinarsu halı sahayı yaptı, sonralarında ise bütün halı sahalara ben ürün verdim. İlerleyen süreçte Çorlu’da çim halı üretimine yönelik ilk fabrikamızı kurduk. Şu anda fabrikalarımızda yaklaşık 400 kişi çalışıyor.

ÇİM HALI ÜRETİMİNİZ SADECE FUTBOL SAHALARIYLA DA SINIRLI KALMADI. BAŞKA HANGİ ALANLAR İÇİN İMALAT YAPTINIZ

Futbol sahaları bizim içim bir başlangıçtı. Sonrasında tenis kortları, golf, hokey, basketbol, voleybol, peyzaj, dekorasyon ve çocuk oyun alanları için sentetik çim halı üretimine de başladık. Şunu da söyleyeyim, Nurteks olarak FIFA Kalite Standartları’na uygun üretim yapıyoruz ve yine FIFA’nın lisanlı firmaları arasında yer almaktayız. Bugün Asya, Avrupa, Güney Amerika, Kuzey Amerika ve Afrika’da 70’e yakın ülkeye ihracat yapıyoruz. Şu an Çerkezköy’deki fabrikamızda ise; 5 yıldızlı otellerin; duvardan duvara halıları, birçok yaşam alanı için de; yolluklar, parça halılar ve cami halıları üretiyoruz. 200’e yakın patentli ürünümüz var. Bu sayı her yıl artıyor.

ÇOCUK YAŞLARDA İŞ HAYATINA ATILAN VE TÜRK EKONOMİSİNE BÜYÜK KATKI SAĞLAYAN BİR İSİMSİNİZ. BU YOĞUN TEMPODA KENDİNİZE VAKİT AYIRABİLİYOR MUSUNUZ?

Artık her gün işe gitmiyorum. Haftanın üç gününü evimde geçiriyorum. Gelenim gidenim, misafirlerim oluyor. Yine haftanın üç günü de yürüyüş yapıyorum. Bu yürüyüşlerin her biri 11-12 bin adım arasında oluyor. Bunlara ek olarak haftada bir gün de pilates yapıyorum. O da bana çok iyi geliyor ve pilates yapmadığım zamanlarda kendimi eksik hissediyorum. Ben spora alıştım ve haftanın dört gününü buna ayırıyorum. Spor yapmadığım zamanlarda sanki hastalanacak ve yatağa düşecekmişim gibi geliyor. Bu nedenle yürüyüş ve pilates aktivitelerini hiç bırakmıyorum.

BU HAYAT İBRAHİM NALBANT’A NELER ÖĞRETTİ? HİÇ PİŞMANLIKLARINIZ OLDU MU?

Ben pişmanlığı olmayan bir insan olacağını zannetmiyorum. Malatya’dan çıkıp Sultanhamam’da iş hayatına atıldım ve ortaokuldan sonra eğitim görmedim. Eğitim noktasında özellikle lisan öğrenmediğime yanıyorum. Onlarca ülkeye ihracat yapıyorum, müşterilerimiz geliyor ve kendileriyle direkt iletişime geçemiyorum. İngilizce için ‘basit’ diyorlar ancak bir türlü bu lisanı öğrenmek için zaman ayıramadım. Bunun dışında hayat inişli çıkışlı bir yol. Hep dümdüz gitmiyor. İş yaşantımızda bazen kâr bazen zarar ettik. İnsanın yaşamının tamamı mutlu geçmez. Ben dürüstlüğümün ve çalışkanlığımın ödülünü son zamanlarda aldığımı düşünüyorum. Hayata yanlış işlerle başlarsanız, birilerini kandırmaya çalışırsanız, hatalar yaparsanız o an için para ya da başka artılar kazanabilirsiniz, servetiniz olur ama sonra bu kazanımların tamamını kaybedersiniz. Çok varlıklı ailelerin çocuklarının yoksulluk içinde kaldıklarına, yoksul kişilerin ise büyük servet sahibi olduklarına çok kez tanık oldum. Hayatlar sürekli değişiyor. Allah’ın imtihanından geçiyoruz. Dürüstsen ona göre veriyor. Bazen veriyor ama dürüst değilsen tekrar geri almasını da biliyor.

ALKENT’E GELİŞİNİZ NASIL OLDU? BURADA YAŞAMANIN SİZİN İÇİN NE GİBİ ARTILARINDAN SÖZ EDEBİLİRSİNİZ?

Çorlu’daki ilk fabrikamızın kuruluş yılı 1997… Oraya gidip gelirken sessiz, sakin bir yer arayışına girmiştim. 2005’te buraya geldim. 17 senedir de buradayım. Alkent ayrı bir dünya, ben de Alkent’in içinde kendime ayrı bir dünya kurdum. İstanbul’dan başka bir yerde yaşayamam. İstanbul içinde de Alkent dışında bir yerde yaşamam mümkün değil. Dostlarım burada ve onlarla birlikte yaşamak beni mutlu ediyor. Bazen şehir dışına, yurt dışına çıkıyorum fakat en fazla 15 gün sürüyor. Mesela üç dört ay gibi bir süre bir Ege kasabasında durabilecek bir yapım yok. Çoğu dostum bana ‘Alkent’in Babası’ diye hitap eder. Deniz Aslanları grubumuzla yürüyüşler yapıyorum. Hafta sonları sosyal tesislerde geçirdiğim zamanı hiçbir şeye değişmem. Evet Alkent çok güzel bir yaşam alanı. Bu özelliği kadar iyi komşulara sahip olmam da Alkent’in benim için başka bir artısı. Komşularla iyi olmazsan evin istediği kadar iyi olsun.

Etiketler : Alkent alkentyaşam alkent2000 ibrahim nalbant nurteks nurteks halı
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Ekin Tükek: “Topluma fayda sağlayacak projelerde yer almak istiyorum”

Ekin Tükek: “Topluma fayda sağlayacak projelerde yer almak istiyorum”

İleriki nesillere katma değeri yüksek organizasyonlar bırakıp topluma fayda sağlayacak işler yapmak istiyorum. Hedefimiz çok para kazanmak değil, kazandıklarımızı daha çok kişiyle paylaşabilmek.

2 yıl önce
Duygularımıza notalarla yön veren usta: Cahit Berkay

Duygularımıza notalarla yön veren usta: Cahit Berkay

Hayat anlayışınız, siyasi görüşünüz ne olursa olsun bazı sanatçılar muhakkak dokunur kalbinize. Yaşamın bir yerinde illa ki çıkarlar karşınıza. Alkent Yaşam’ın bu sayısında zihnimize kazınan eşsiz melodilerin sahibi Vahit Berkay ile buluştuk. Dev sanatçı, bu kez notalarla değil, müthiş bir yaşam hikayesiyle değdi yüreklerimize.

1 yıl önce
Toskana Vadisi doğa dostu projelerle canlanıyor

Toskana Vadisi doğa dostu projelerle canlanıyor

Toskana Vadisi Evleri’nin yeni yönetiminin hayata geçirmeyi hedefledikleri çevre dostu projelerini Ümit Rüstem Zorlu’dan dinledik. Ümit Bey’in, Toskana’ya özel planlarına kulak verdiğimizde, söz konusu projelerin tüm Türkiye’ye yayılmasını arzuladık.

2 yıl önce
Yorumlar