EKRAN SÜRESİ ARTTIKÇA MEMNUNİYET AZALIYOR
Gençlerin sosyal medyada geçirdiği zaman ile yaşam memnuniyeti arasındaki ilişki, 2026 Dünya Mutluluk Raporu’nda yayımlanan analizle yeniden gündeme geldi. OECD’nin 2022 PISA araştırması kapsamında 47 ülkeden 15-16 yaş grubundaki 270 bini aşkın öğrencinin yanıtları üzerinden yapılan değerlendirmede, sosyal medya kullanım süresi ile gençlerin yaşamlarını nasıl değerlendirdiği karşılaştırıldı. Analizde özellikle kız öğrenciler dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Sosyal medyayı günde bir saatten az kullanan kız öğrencilerin ortalama yaşam memnuniyeti en yüksek seviyede ölçülürken, kullanım süresi arttıkça yaşam memnuniyetinin de düşme eğilimi gösterdiği belirlendi. Erkek öğrencilerde ise benzer ilişki tüm bölgelerde görülmedi. Bu eğilim yalnızca Batı Avrupa ile İngilizce konuşulan ülkeler grubunda ortaya çıktı. Bulgular, sosyal medya kullanımı ile yaşam memnuniyeti arasındaki ilişkinin gençlerin tamamı için aynı biçimde açıklanamayacağını gösterdi.
TEK BAŞINA EKRAN SÜRESİ YETERLİ DEĞİL
Araştırmanın önemli noktalarından biri de elde edilen verilerin neden-sonuç ilişkisi ortaya koymaması oldu. Öğrencilerin kendi bildirimlerine dayanan çalışma, sosyal medyada geçirilen sürenin yaşam memnuniyetindeki düşüşün doğrudan nedeni olduğunu göstermiyor. NEFA Gençlik ve Ticaret Platformu Kurucusu Mehmet Konuralp Yılmaz da gençlerin sosyal yaşamının yalnızca ekran başında geçirilen süre üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Yılmaz, gençlerin günlük yaşamlarında yüz yüze iletişim kurabilecekleri, fikirlerini paylaşabilecekleri ve birlikte üretim yapabilecekleri alanların artırılmasının önemine dikkat çekti.
GENÇLERE İZLEYİCİ ROLÜ VERİLMEMELİ
Gençlere yönelik etkinliklerde yalnızca katılımcı sayısına odaklanılmaması gerektiğini ifade eden Yılmaz, kurulan iletişimin niteliğinin de önemli olduğunu söyledi. Bir etkinliğe katılmanın tek başına aidiyet duygusu oluşturmadığını belirten Yılmaz, gençlerin soru sorabildiği, düşüncelerini aktarabildiği ve ortak çalışmalarda sorumluluk alabildiği ortamların oluşturulması gerektiğini vurguladı. Etkinlik sonrasında iletişimin sürdürülmesinin de gençler arasındaki bağları güçlendirebileceğini kaydetti.
ORTAK PROJELER ÖNE ÇIKIYOR
Yılmaz, üniversiteler, iş dünyası, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının gençlerin sosyal hayata daha aktif katılımını destekleyecek ortak projeler geliştirebileceğini belirtti. Gönüllülük faaliyetleri ve deneyim paylaşımına dayalı buluşmaların gençlerin farklı çevrelerden insanlarla tanışmasına olanak sağlayacağını ifade eden Yılmaz, gençlerin birbirleriyle ve iş dünyasıyla kurduğu temasın tek günlük etkinliklerle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi.