TİCARET BÜYÜRKEN TÜKETİCİ DE KORUNACAK
Türkiye, küresel ticarette yeni bir dönemin içinden geçiyor. Korumacılık eğilimleri, değişen tedarik zincirleri, jeopolitik gelişmeler ve dijitalleşme ticaretin kurallarını yeniden şekillendirirken, tüketicinin alışveriş alışkanlıkları da hızla değişiyor. Geleneksel mağazaların yerini giderek dijital platformlar alırken, tüketici artık yalnızca fiyat ve kaliteyle değil, sahte yorumlar, hedefli reklamlar, abonelik modelleri, manipülatif arayüzler ve ürün güvenliği gibi yeni risklerle de karşı karşıya kalıyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ticaretteki son gelişmeleri, üretici ve tüketicinin güvenliğinin sağlanması, finansman ve hedefleri anlattı.
ÖNCELİK KATMA DEĞERLİ ÜRETİM
- Türkiye’nin ihracatı önemli bir ivme yakaladı. İhracatta yüksek katma değerli üretim ve markalaşma için hangi sektörleri önceliklendiriyorsunuz?
Tüm sektörlerimizde daha yüksek katma değer üreten, teknoloji ve inovasyon kapasitesi güçlü bir üretim yapısına geçişi önceliklendiriyoruz. Yeşil ve dijital dönüşüme uyum sağlayan, tasarım ile markalaşma unsurlarını daha fazla içeren bir ihracat yapısını güçlendirmeyi
hedefliyoruz. Türkiye ekonomisi Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın
Türkiye Yüzyılı vizyonuyla büyümeye devam ederken, ihracat performansımızdaki olumlu seyir de sürüyor. Ağustos ayında ihracatımız, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 oranında artışla 23,5 milyar dolar olarak gerçekleşti ve bugüne kadarki en yüksek Ağustos ayı ihracat değerine ulaşıldı. Son 12 aylık ihracatımız ise 280,3 milyar dolara ulaştı. Mal ticaretinde yakaladığımız ivmeyi hizmet ticaretimizde de görüyoruz. 2026 Ağustos ayında yıllıklandırılmış hizmet ihracatımızın 125,1 milyar dolara ulaşacağını tahmin ediyoruz. Böylece mal ve hizmet ihracatımızın toplamda 405,4 milyar dolara ulaşacağını öngörüyoruz. Hedefimiz ihracatımızı yalnızca miktar bakımından değil; katma değer, teknoloji, markalaşma ve pazar çeşitliliği açısından da daha ileri taşımak. Firmalarımızın küresel değer zincirlerindeki konumunu güçlendiren, Türk ürün ve markalarının uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artıran politikalarımızı sürdüreceğiz.
KÜRESEL RİSKLER VE PAZAR ÇEŞİTLİLİĞİ
- Küresel ticarette korumacılık, gümrük vergileri ve jeopolitik gelişmeler belirleyici hale
geliyor. Türkiye, ihracatçılarının rekabet gücünü artırmak için nasıl bir strateji izliyor?
Türkiye olarak bu risklere karşı birbirini tamamlayan çok boyutlu bir strateji izliyoruz. Bir taraftan mal ve hizmet ihracatçılarımızı destek, finansman, pazara giriş, markalaşma ve kurumsal kapasite araçlarıyla güçlendiriyor; pazar ve ürün çeşitlendirmesiyle ihracatımızın küresel şoklara karşı dayanıklılığını artırıyoruz. Diğer taraftan ikili, bölgesel ve çok
taraflı ticari diplomasi faaliyetlerimizle ihracatçılarımızın pazara giriş şartlarını iyileştirmeye, karşılaştıkları engelleri azaltmaya ve yeni düzenlemelerin ülkemiz bakımından ayrımcı sonuçlar doğurmasını önlemeye çalışıyoruz. Geleneksel pazarlarımızdaki güçlü konumumuzu korurken yeni ve yüksek potansiyelli pazarlarda daha etkin olmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda Hedef Ülkeler, Uzak Ülkeler ve İslam İşbirliği Teşkilatı üyeleriyle ihracatı
geliştirme stratejilerimizi eşgüdüm içerisinde uyguluyoruz.
KOBİ’LERE FİNANSMAN KOLAYLIĞI
KOBİ’lerin ihracat kapasitesinin artırılması açısından finansmana erişim önemli bir başlık. Bu alanda hangi destekler sağlanıyor?
İhracatçılarımızın rekabet gücünün korunması ve geliştirilmesi açısından finansmana erişim önem verdiğimiz başlıca alanlardan biri. Bu kapsamda Türk Eximbank, Türk Ticaret Bankası ve İhracatı Geliştirme A.Ş. ile yakın iş birliği içinde ihracatçılarımızın finansmana erişim imkânlarını genişletiyoruz. Türk Eximbank, 2025 yılı sonunda 54,2 milyar dolarlık kredi ve sigorta desteği sağladı. 2026 yılı için hedef 59 milyar dolar. 2026 yılı Ağustos ayı itibarıyla
ise ihracatçılarımıza 43,7 milyar dolar destek sağlandı. KOBİ’lere kredi başvurularında öncelik tanıyoruz. KOBİ’lerin Türk Eximbank kredilerinden aldığı pay 2020 yılında yüzde 10 iken bugün yüzde 27’ye ulaşmış durumda. İhracatçıların kredi teminatı konusunda yaşadığı sorunlara çözüm sağlamak amacıyla faaliyet gösteren İGE’de önemli bir mekanizma. Eylül 2026 itibarıyla ihracatçılarımızın 327,5 milyar TL tutarındaki kredi talebi için 286,4 milyar TL değerinde kefalet sağlandı. Türk Ticaret Bankası da 2025 yılında ihracatçılarımıza 76,3 milyar TL finansman desteği sağladı. 2026 yılı için hedefimiz 100 milyar TL finansman desteği. Reeskont kredilerinde de önemli düzenlemeler yaptık. Günlük limit 300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarıldı. Firma başına günlük limit 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi. Yabancı para cinsi ihracat reeskont kredilerinde de limitler artırıldı. Ticari bankalar aracılığıyla kullandırılan reeskont kredileri ile uzun vadeli reeskont kredilerinde BSMV istisnası getirildi. Bu değişikliklerle finansman noktasında ihracatçılarımıza yıllık 6 milyar TL destek sağlıyoruz.
E-TİCARET 4,57 TRİLYON LİRAYA ULAŞTI
Türkiye’nin e-ticaret hacmindeki büyümesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle KOBİ’lerin e-ihracata yönelmesi için hangi adımlar atılıyor?
E-ticaret artık ticaretin tamamlayıcı bir unsuru olmaktan çıkarak temel kanallarından biri haline geldi. Türkiye’de de bu dönüşüm çok güçlü biçimde gerçekleşiyor. 2025 yılında e-ticaret hacmimiz bir önceki yıla göre yüzde 52,2 artarak 4,57 trilyon liraya ulaştı. Bu büyüme yalnızca tüketici alışkanlıklarındaki değişimi değil; firmalarımızın üretim, pazarlama, satış,
ödeme ve lojistik süreçlerindeki kapsamlı dönüşümünü de gösteriyor. Özellikle mikro işletmeler, kadın girişimciler ve genç girişimciler açısından e-ticaret, geleneksel ihracat kanallarının maliyetlerini azaltarak küresel pazarlara erişimi kolaylaştırıyor. E-ihracat destekleri kapsamında firmaların pazaryeri komisyonu, sipariş karşılama, dijital pazaryeri tanıtımı ve çevrim içi mağaza açılışına ilişkin giderlerini destekliyoruz. Dijital rehberlik tarafında ise E-Kolay İhracat Platformu, yani E-KİP bulunuyor. Platform; ülke ve sektör analizleri, pazaryeri bilgileri, lojistik, ödeme çözümleri ile yapay zekâ destekli Akıllı E-İhracat Robotu sayesinde firmalarımıza uygun pazar belirlemede yardımcı oluyor.
TÜKETİCİYİ ÖZENLE KORUMALIYIZ
Dijital platformların büyümesiyle birlikte tüketicilerin korunmasına yönelik öncelikleriniz neler?
Dijital ticarete yönelik yaklaşımımızı, tüketicilerimizin ekonomik menfaatlerinin korunması, elektronik ortamda satılan ürünlerin güvenliğinin sağlanması ve dijital platformlarda faaliyet gösteren işletmelerin şeffaf, öngörülebilir, adil bir ticari yapısında olması temelinde
şekillendiriyoruz. Tüketicilerimiz, bilgi asimetrisi, kişisel veri analitiği ve algoritma kullanımıyla birlikte hedefli reklamcılığın yaygınlaşması, manipülatif arayüz tasarımları ile sahte yorumlara maruz kalabiliyor. 1 Ağustos’ta yürürlüğe giren yönetmelikle, hedefli reklamcılıktan yapay zekâ ile oluşturulan reklamlara, indirimli satış reklamlarından koşullu satış ve sadakat kart uygulamalarına kadar birçok alanda yeni kurallar getirdik. 2026’nın ilk
sekiz ayında Reklam Kurulu aldatıcı reklam ve haksız ticari uygulamalar nedeniyle 218 milyon TL idari para cezası uyguladı.
ABONELİKLERİ DE TAKİP EDİYORUZ
Dijital abonelikler de tüketicilerin sıklıkla karşılaştığı sorun alanlarından biri. Bu konuda nasıl bir denetim yürütülüyor?
Abonelik sözleşmelerine ilişkin sorunların en aza indirilmesi amacıyla CİMER, e-Devlet Kapısı, tüketici hakem heyetleri ve ALO 175 Tüketici Danışma Hattı başta olmak üzere farklı kanallardan Bakanlığımıza ulaşan başvuruları analiz ediyoruz. Yürüttüğümüz inceleme ve denetim faaliyetleri sonucunda mevzuata aykırı olduğu tespit edilen uygulamalara gerekli idari yaptırımları uyguluyoruz.
ÜRÜN GÜVENLİĞİ TEMEL BAŞLIK
Yurt dışındaki dijital platformlardan yapılan alışverişlerde ürün güvenliği de önemli bir sorun. Bu konuda hangi düzenlemeler hayata geçirildi?
“Uzaktan İletişim Araçları Yoluyla Piyasaya Arz Edilen Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliği” ile e-ticaret kanalıyla satılan ürünlerin ürün güvenliği gereklerini karşılaması amaçlanıyor. Bu bilgileri sunmayanlar hakkında erişimin engellenmesine varan yaptırımlar uygulanması öngörülüyor. Ayrıca yurt dışından ülkemiz piyasasına elektronik ortamda arz edilen ürünler için Türkiye’de yerleşik bir iktisadi işletmecinin bulunması
zorunlu hale getirildi. Yabancı e-ticaret platformlarından alınan numunelerin önemli bir bölümünde mevzuata aykırılık ve yüksek risk tespit edilmesi üzerine, 1 Şubat 2026’dan itibaren yurt dışı e-ticaret platformları üzerinden satılan bütün ürünler bakımından Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi uygulamasına son verdik. Böylece değeri 30 avronun altında bulunan e-ithalat gönderileri de ithalatta gerçekleştirilen ürün güvenliği denetimleri kapsamına alındı.
GÜMRÜKLERDE YAPAY ZEKA
Yapay zekâ ve yeni teknolojilerin gümrük işlemlerindeki kullanımında hangi aşamaya gelindi?
Gümrük işlemlerinde dijitalleşmeyi daha ileri bir noktaya taşımak için çalışıyoruz. “İhracat Zinciri Projesi” ile ihracat işlemlerinde; gümrük ve lojistik süreçlerin blokzincir, yapay zekâ gibi teknolojileri kullanılarak elektronik ortamda tek bir ekrandan izlenebilmesini amaçlıyoruz. Ayrıca tarife pozisyonunun daha hızlı ve doğru belirlenmesi amacıyla “Tarife
Tespitinde Yapay Zekâ Teknolojisinin Kullanımı” projesi üzerinde çalışıyoruz. Gümrük beyannamelerine eklenen taranmış belgelerin OCR ve yapay zekâ teknolojileri kullanılarak yapılandırılmış veri alanlarına otomatik olarak dönüştürülmesi için de çalışıyoruz. Kâğıtsız Gümrük Projesi, Tek Pencere Sistemi ve BİLGE Gümrük Platformu gibi uygulamalarla da işlemleri hızlandırırken belge maliyetlerinin de azaltılmasını hedefliyoruz.
E-İHRACATTA POZİTİF AYRIMCILIK
Kadın ve genç girişimcilerin küresel pazarlara ulaşması için
özel çalışmalarınız bulunuyor mu?
Önümüzdeki dönemde e-ihracatta fırsat çeşitliğini geliştirmeye yönelik yeni adımlar atacağız. Kadın ve genç girişimcilerin küresel pazarlara erişimini kolaylaştırmayı, e-ihracat süreçlerine daha hızlı uyum sağlamalarını hedefliyoruz. Bu kapsamda, üretim süreçlerinde ihtiyaç duyulan Ar-Ge odaklı numune ithalatı ile nihai ürün ihracatındaki Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi süreçlerini bu hedef kitleye özel olarak optimize etmeyi planlıyoruz. Bunun yanında KOBİ’lerimize rehberlik etmek amacıyla hazırladığımız raporlar, pazaryeri kılavuzları ve E-KİP gibi dijital araçlarla hedef pazar seçimi, pazara giriş, dijital pazarlama, lojistik ve ödeme sistemleri konularında firmalarımıza yol gösteriyoruz.
E-İHRACATTA DİJİTAL KOLAYLIK
Avrupa Birliği’nin düşük değerli gönderilerle ilgili uygulamasındaki değişiklikler Türkiye’nin e-ihracatını nasıl etkiliyor?
1 Temmuz itibarıyla AB’ye ihraç edilen ve kıymeti 150 avroyu aşmayan eşya için elektronik A.TR Dolaşım Belgesi uygulamasını devreye aldık. E-ticaret modeline uygun olarak A.TR Dolaşım Belgesi’nin BGB verileri üzerinden otomatik biçimde oluşturulmasını sağladık. Böylece AB’ye yönelik küçük ölçekli ihracatta Gümrük Birliği çerçevesindeki ticaretin kolaylaştırılmasına yönelik önemli bir dijital kolaylık hayata geçirildi. Bu yaklaşımı yalnızca Avrupa Birliği ile sınırlı görmüyoruz. Körfez İşbirliği Konseyi ile devam eden Serbest
Ticaret Anlaşması müzakerelerinde sınır ötesi e-ticaret bakımından benzer avantajlar sağlayacak mekanizmalar üzerinde çalışıyoruz. Birleşik Krallık ile Serbest Ticaret Anlaşması’nın güncellenmesine yönelik müzakerelerde de e-ihracatçılarımızın Birleşik Krallık pazarına erişimini kolaylaştıracak mekanizmalar oluşturulmasını öneriyoruz. Önümüzdeki dönemde Kanada ile başlatacağımız Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerinde de e-ticaret ve sınır ötesi ticaretin sunduğu fırsatları gündemimizin önemli başlıklarından biri
olarak ele alacağız.
REKABET İÇİN YEŞİL DÖNÜŞÜM
Türk firmalarının, özellikle KOBİ’lerin yeni çevre standartlarına uyumu için hangi destekler uygulanıyor?
Avrupa Birliği’nde rekabetçilik ve yeşil dönüşüm politikalarının sanayi politikalarıyla giderek daha fazla iç içe geçtiği yeni bir dönem söz konusu. Biz, Avrupa’nın gelecekteki düşük karbonlu, yüksek katma değerli üretim zincirlerindeki güçlü üretim ve yatırım merkezi konumumuzu daha da geliştirmeyi hedefliyoruz. Başta KOBİ’lerimiz olmak üzere ihracatçılarımızın değişen çevresel standartlara zamanında uyum sağlamalarını, yeşil dönüşüm için gerekli kurumsal ve teknik kapasiteyi geliştirmelerini, ihtiyaç duydukları
finansmana erişmelerini kolaylaştırmak temel hedefimiz. Böylece çevresel düzenlemelere uyum sürecini ihracatçılarımız açısından yalnızca bir yükümlülük değil, uluslararası pazarlardaki rekabet güçlerini, küresel değer zincirlerindeki konumlarını güçlendiren bir fırsata dönüştürmeyi amaçlıyoruz.
HEDEF DAHA YÜKSEK KATMA DEĞER
Son olarak, Türkiye’nin önümüzdeki 5-10 yıllık ticaret vizyonunda nasıl bir tablo hedefliyorsunuz?
Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin teknoloji, ticaret, yatırım ve üretim ağlarını küresel ölçekte çeşitlendirmeye devam edeceğiz. Hedefimiz Türkiye’yi dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasına taşımak, satın alma gücü paritesine göre ise ilk 5 ülke içinde konumlandırmak. Aynı zamanda küresel mal ticaretinden aldığımız payı yüzde 2’nin üzerine çıkararak üretim ve ihracattaki gücümüzü daha da artırmayı hedefliyoruz. Katma değerli üretim ve ihracatın lokomotifi olması beklenen sektörlerin başında savunma sanayii geliyor. Türkiye son yıllarda bu alanda yerlilik oranını yüzde 80’in üzerine çıkardı. Savunma
sanayii ihracatında 11. sırada yer alan ülkemizi, kısa vadede ilk 10’a, uzun vadede ise ilk 5 ülke arasında yer alan bir konuma taşımayı hedefliyoruz. 2053 Net Sıfır Emisyon hedefine; sanayimizin rekabet gücünü koruyarak, yatırım teşviklerini teknolojiye ve nitelikli istihdama göre şekillendirerek ilerleyeceğiz. Hedefimiz Türkiye’yi yalnızca bölgesel gelişmelere yön veren bir aktör olmasının ötesinde, küresel ölçekte güven veren, ortaklıklar geliştiren,
çözümler sunan ve uluslararası düzenin geleceğine katkı sağlayan öncü ülkelerden biri haline getirmek. Türkiye Yüzyılı’nın yeni evresinde üreten, tasarlayan, yöneten ve küresel ölçekte yön veren bir ülke olma hedefi doğrultusunda çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
