Sinematik beyin: Quentin Tarantino

Filmleri için sadece kült bir takipçi oluşturmayı başarmakla kalmayıp, önceki nesil sinemacıların aksine, ne tür filmlerin seyirciyi sinema salonlarına dolduracağını bildiğini her eserinde gösteren Tarantino, bir video arşivleme mağazasında çalışmaktan tüm zamanların en efsanev, yönetmen senaristlerinden birine varan uzun bir yol kat etti.

Stilize edilmiş şiddet, keskin diyaloglar, gangster kültürüne bağlılık ve doğrusal olmayan filmlerin cüretkar bir birleşimini yapma becerisine sahip olan Amerikalı yönetmen, senarist ve oyuncu Quentin Tarantino, Hollywood’un en büyük isimlerinden biri. Filmleri için sadece kült bir takipçi oluşturmayı başarmakla kalmayıp, önceki nesil sinemacıların aksine, ne tür filmlerin seyirciyi sinema salonlarına dolduracağını bildiğini her eserinde gösteren Tarantino, bir video arşivleme mağazasında çalışmaktan tüm zamanların en efsanevi yönetmen-senaristlerinden birine varan uzun bir yol kat etti. Bugün bir Tarantino filmini bir mil öteden fark etmek mümkün. İlk uzun metrajlı filmi Rezervuar Köpekleri’nden (Reservoir Dogs, 1992) bu yana her yaptığı çok beğenilen ve gişe rekorları kıran yönetmenin filmleri ile alakalı kitaplar yazabilecek yüzlerce insan olduğuna iddiaya girilebilir. Ve her bir filminin daha duyulma aşamasından itibaren büyük bir merakla beklendiği ise iddiasız kabul edilebilir.

Adının kökenleri

Quentin Tarantino, 27 Mart 1963 yılında, Knoxville, Tennessee’de aktör Tony Tarantino ve hemşire Connie McHugh’un çocuğu olarak dünyaya geldi. Annesi ona oyuncu Burt Reynolds’ın bir zamanlar canlandırdığı bir karakter olan Quint Asper’in adını verdi. Soyadını ise babasından devraldı ancak üvey babası Curt’un soyadı Zastoupil’i kullanarak büyüdü.Babasız büyüyen “Jackie Brown” filminin (1997) yönetmeni Quentin, bir açıklamasında, “O zamanlar Tarantino soyadını gerçekten bilmiyordum, benim adım Zastoupil’di. Hep bununla tanınırdım” dedi. Ancak Quentin ergenlik çağının sonlarına geldiğinde biyolojik babasının soy isminin daha havalı olduğunu hissetmeye başladı: “18 ya da 19 yaşımdayken Tarantino adını aldığımda, bunun nedeni kulağa daha havalı gelmesiydi. Aileyle hiçbir ilgisi yoktu.” Tarantino, Tennessee’li olabilirdi ama çoğunlukla Kaliforniya’da büyüdü. Annesi babasıyla 60’ların başında Los Angeles’a yaptığı bir gezide tanıştı. Kısa bir süre için hevesli bir hukuk öğrencisi olan Tony’den ayrıldıktan sonra Knoxville’ ailesinin yanına geri dönen annesi, Quentin üç yaşına geldiğinde yeniden Los Angeles’a döndü.

Tarantino, 2010 senesinde The Telegraph’a verdiği röportajda, “Babamı hiç tanımadım. Oyuncu olmak istedi, şimdi benimle aynı soyadını taşımasından dolayı aktör oldu. Ama hayatımın bir parçası olmadı” cümlelerini kullanmıştı.

Tarantino’nun annesi ile de kolay bir ilişkisi olmadı. 2021 yılında yaptığı açıklamada, annesine olan tepkisinin yazarlığa başladığı ilk zamanlarda kurduğu cümlelerden kaynaklı olduğunu belirtti: “Okul zamanı boyunca senaryolar üzerinde çalışıyordum. Bu konuda benimle dalga geçiyordu, metinlerimi küçümsüyordu. Ben de dedim ki, ‘Tamam hanımefendi. Başarılı bir yazar olduğumda başarımdan kuruş göremeyeceksin. Senin için ev olmayacak, tatil yok, Cadillac yok. Bunları söylediğin için hiçbir şey alamayacaksın.” Tarantino, aradan geçen bunca yıla rağmen bu kararına bağlı kaldı.

Video mağazasından Hollywood’un zirvesine

Tarantino hakkında bir şeyler bilen herkes arka plandaki şu bilgiye sahiptir. 15 yaşında liseyi bıraktıktan sonra Manhattan Beach’teki şu efsanevi (onun hayatı için) Video Arşivleri mağazasında çalıştı. Sayısız yönetmenin yapımlarını görme fırsatı bulan Tarantino, filmlerden çeşitli notlar alarak kendi sinema dilini o yıllarda oluşturmaya başladı. Ancak Tarantino, hayatının çoğunu sinemaya giderek geçirmişti. Bu sebeple Video Arşivleri’ne başvurduğunda zaten sinema tarihinin yürüyen ansiklopedisiydi: “İşi aldım çünkü bir film uzmanıydım.”

Bugün Video Arşivleri mağazası yok ama Tarantino, evinde mağazanın bir kopyasını yaptırdı ve eski video kaset koleksiyonunu satın aldı. Bu arada Tarantino’nun Ucuz Roman (Pulp Fiction, 1994) filminin senaristi ve yakın arkadaşı Roger Avary ise mağazanın lazer disklerine sahip. İkili geçtiğimiz aylarda, konuklar ağırlayarak, eski filmleri izleyip, yorumlarını dile getirecekleri bir podcast yayınına başlayacaklarını duyurdular. Bu arada muhtemelen 8 bine yakın kaset ve DVD koleksiyonu olan ve 2007’de Los Angeles’ın sevilen New Beverly Sineması’nı satın alan Tarantino, 2015’teki açıklamasında Netflix gibi akış servisi sunan sisteme (streaming services) karşı heyecanlı olmadığını ve Netflix kullanmadığını söylemiş ve video mağazasına gitmenin bir deneyim olduğunu dile getirmişti. Ancak ne olursa olsun onun da filmleri akış hizmetlerine doğru kaydı. Belki bundan olsa gerek bu sisteme eskisi kadar soğuk değil. Kaldı ki, 2019 yılında Netflix ile beraber daha abartılı ve daha uzun bir Nefret Sekizlisi (The Hateful Eight, 2015) kurgusu için çalıştı: “Netflix dedi ki, ‘Eğer ilgilenirseniz ve daha fazla görüntü varsa üç veya dört bölümlük bir film yapmaya hazırız’ dedi. Düşündüm ki, bu gerçekten ilgi çekici…”

Gerçek hayatta şiddete karşı

Tartışılacak bir yanı yok; onun filmleri genellikle şiddet, acımasız cinayetler, kargaşa ve parçalanmanın tasvirleri. Rezervuar Köpekleri Kill Bill (2003, 2004), The Hateful Eight, Günah Şehri (Sin City, 2005) ve tartışmasız en şiddetli filmi Zincirsiz (Django Unchained, 2013) ve diğerlerinde bunu görmek çok kolay. “Filmlerdeki şiddetten büyük bir keyif aldığımı ve filmlerde şiddetin tadını çıkarabildiğimi ancak gerçek hayatta bunu tamamen iğrenç bulduğumu söylemeliyim” diyen ve bunu sürekli dile getiren Tarantino, “Gerçek hayattaki şiddet, gerçek hayattaki şiddettir. Filmler ise filmdir” diyor.

“Alacakaranlıktan Şafağa Kadar” ilk ücretli yazarlığıydı

Tarantino sadece yönettiği filmlerle değil, aynı zamanda yazarlığını yaptığı (Natural Born Killers, Crimson Tide ve True Romance) ya da kadrosunda yer aldığı filmlerle (Desperado, Alacakaranlıktan Şafağa Kadar) de dikkat çekiyor. True Romance (Çılgın Romantik, 1993) kendisinin bir büyük sinema filmi için yazdığı ilk senaryoydu. Natural Born Killers (Katil Doğanlar, 1994) kendisi için yazdığı ama o zamanlar henüz yönetme gücüne sahip olmadığı bir filmdi. From Dusk Till Dawn (Alacakaranlıktan Şafağa Kadar, 1996) ise ilk ücretli yazarlık işiydi. Tarantino, her şeyden önce bir film yapımcısı olarak görülebilir ama aslında yönetmenlikten çok oyunculuk kredisi var. Yönetmenlik noktasında, destek verdikleri ile beraber 21 yapımı, buna karşın 38 oyunculuk performansı söz konusu. Bu arada yapımcılık kredisi 22, yazarlık kredisi ise 30. Kısacası, Tarantino hem kamera arkasından hem de önünden, her bakımından Hollywood’a damga vurdu.

Bir Zamanlar Hollywood’da roman oldu

Dünya çapında 400 milyon dolarlık bir hasılata imza atan ve kariyerinin “en yüksek ikinci hasılat yapan filmi” olan Bir Zamanlar Hollywood’da (Once Upon a Time in Hollywood, 2019) kitap haline getirildi. The New York Times kurgu listesinde en çok satanlarda bir numaraya yerleşen kitap, başrol karakterlerini daha derinlemesine anlatıyor. Örneğin, Rick Dalton’un (Leonardo DiCaprio) II. Dünya Savaşı’nda ABD askeri tarihindeki herkesten daha fazla Japon öldürdüğünü ve Cliff Booth’un (Brad Pitt) gerçekten de karısını öldürdüğünü kitaptan öğreniyorsunuz. Bu arada Rick Dalton’a özel olarak yazılacak yeni bir kitap da yolda.

10. filmden sonra bırakacak

Quentin Tarantino’nun henüz meyveye dönüşmemiş projeleri de arada konuşuluyor. Benzer soyadlı karakterleri Vic Vega (Rezervuar Köpekleri’nde Michael Madsen) ve Vincent Vega’yı (John Travolta) bir araya getirecek “Double V Vega” ve Kill Bill’de Vivica A. Fox’un hayat verdiği Vernita Green karakterinin kızının intikamını konu alan bir proje heyecan verici şekilde somut gelişmeler bekliyor. Ancak Tarantino’nun son filmi için daha seçici olacağına şüphe yok. Çünkü 10. uzun metrajlı filminden sonra bırakacağını yıllardır kırdığı rekorlara rağmen yineliyor.

Son Eklenenler

Japonya’da ‘Beni-Koji’ tüketimi: Beni-Koji ile ilgili ölüm sayısı artıyor

Japonya'da takviye diyet gıdası beni-koji nedeniyle yaşanan ölümlerle ilgili endişe artıyor. Kobayashi Pharmaceutical Co. firmasının açıklamasına göre,...

Rüyalardan doğan manastır: Sümela

Trabzon’un yemyeşil vadisinde sanki sırtını ardındaki dağa yaslamış gibi bin 600 yıldır ayakta duruyor. Uçurumun kenarında adeta...

Hayatlara dokunan bir psikoterapist: BAŞAK GÜRTEKİN TOPRAK

Bir Klinik Psikolog, Çift ve Aile Terapisti, akademik hayatını sağlık politikalarına adamış bir aktivist, aile şirketlerine danışmanlık...

Alkışlar Nevin Yılmaz’a

Başarılı tiyatro oyuncusu Uğur Aslan, “Afara: Bir Arabesk Müzikali” isimli oyununu kanser hastası kadın depremzedeler için sahneledi....
spot_imgspot_img

İlgili Yazılar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_imgspot_img